sevgili yeğenim yiğit

18/11/2006

bir yazı

Kategori: hayata dair

sana, yazdığım bir yazıyı eklemek istiyorum. dünyaya gelişimize belki biraz nihilistce baksa da, dünyaya gelişimizin formüllerinde sorgulanması gereken sosyolojik aidiyete dem vuruyor. yeni fikirlerle gelen sensin bu arada. ne dersin?

"Bir Yumurtanın Ardından

Ne zordur yaşam. Bir sperm ile yumurta ilişkisi içinde başlayan zigot devremiz, toprağa ulaşmak için yeniden savaşırız. İllaki var olacağım yarışımız bir avuç bez ve ardından okunan dualarla son bulur…
Ebemizin ilk şaklağı hayatta ilk yediğimiz tokat, hayatın ilk deneyimidir. Bir şekilde savaşım sürecimizi başlatan; bir gerdek, çalı dibi, kaza kurşunu ya da sosyal baskılardır… Yaşamdaki demokrasinin tek demokratik olmayan sürecidir dünyaya gelmemiz. Ne sorulmuş, ne de önünüze alternatif konmuştur. Zoraki dayatılmış, önünüze sadece replikler konmuş ve uygulamanız istenmiş yaşamdır. Yaşamak kendi iç çelişkilerinde demokratik olmayan sınıflandırılmış demokrasiden başka bir anlam taşımaz. Bir bakalım yaşamların ana iskeletine.
Doğum… Doğmanız gerektiği için… Okul… Gitmeniz gerektiği için…. Askerlik…. Doğmanızdan kaynaklanan yükümlülük olduğu için… Evlilik… Aynı senaryonun tekrarı için… Ve ölüm… doğmanızdan kaynaklandığı için…
On iki ay kanamalı bir kadından, otuz birden vajinaya akan spermlerin ürünü olarak dokuz ay bir bekleme süresinden sonra neden geldiğimizi sonradan öğreneceğimiz bir dünyanın isyankar çocukları olarak bir ayyaşın geleneğinde sınıflandırılmamış özgür dünyada yaşamak, bir bayrak açmak ve onu dalgalandırmak, demokrasi denilen savsatanın kabul ettiğimiz anlamında demokrasi olması için.
Bir yumurtanın ardından nerelere sürüklendik. Ta ki babamızın o eteğe kasıp kavrulmasından gelen ergenlik istenci, aynı onun babasının- dedesinin koyduğu zor durumların aynadaki benzerleri gibi. Belki sıra bizde. Yüzümüzdeki çizgiler, saçımızdaki beyazlık ve eksilmeler çoğaldıkça “ah ah acaba mı” demekten kendimizi alamayacağımız günlerin arifesinde “bir şu şapkayı önüme koyayım” sorusunda; o yumurtanın ardına bir sperm de ben mi katsam; takvim yapraklarında, yeniden düşünmekte fayda olabilir mi?" (Bir Ayyaşın Not Defteri adlı çalışmamdan) 11/11/2006

18/11/2006

martılara sordum söylemediler

Kategori: hayata dair

hala haber gelmemiş olmasından dolayı içim sıkılmaya başladı. verilere göre bugünlerde dünyaya gelmiş olman gerekiyordu. bir aksilik olduğu düşüncesine kapılmaya başladım. bunun için de haber verilmiyor kanaatindeyim.
umarım ki böylesine karamsar düşüncelerimin dışındadır gelişmeler.
gelişini öğrendiğim bir kaç aydır, heyecanla son dakikaları beklemenin umudu içerisinde yaşıyorum. hayatımın yeni anlamı ve ekseni olmadı desem yalan olur. çünkü aynı karından çıktığım kardeşimin bir oğlu olacak ve o benim yeğenim.
günlük hayallerimin içerisinde bile, doğman hayalleri yeşermeye başladı/ başlamışken; kötü düşünceleri aklımdan uzak tutuyorum.
belki de bu, ilk amca oluşun verdiği "nerede kaldı bu velet" heyecanı. mutlaka bir şekilde haber gelecek. ya da ben pazartesi en geç salı günü arayacağım.
evet yiğit bu heyecanı tahmin edemezsin ama yıllar sonra aynı konuma geldiğinde bu satırlardaki duygularımı daha iyi anlayabilir ve aynı sıkıntı-heyecanı sen de yaşarsın.
ankara bugün çok hareketli idi. eski başbakan ecevitin cenaze töreni, adalet ve kalkınma partisi- ak parti' nin 2. olağan genel kurulu; hepsi üst üste anlayacağın. ama her ikisine de gitmedim. haber bültenlerinden takip ederek gelişmeleri izledim. zaten o harala gürele de bir şey anlamak da mümkün değil.
ve saat beşte gelecek olan konuğum, sosyete antikacısı nil demirkazık' da gelmedi. sanırım ak parti genel kuruluna katıldı. işleri uzadı ve saire ve saire... 11/11/2006

5/11/2006

Sevgili Yiğit;

Kategori: yolculuk

Kardeşimle görüştüğümde (yani babanla) , bir yeğenim olacağını söylemesi öylesine mutlu etti ki; bunu nasıl kelimelere taşıyacağımı hala bilemiyorum. Çünkü amca oluyordum.
Bayramın yaklaşması ve doğum sürecinin aynı tarihlere yakın gelmesi ise tatlı bir tesadüftü. Yaklaşık bir buçuk aylık zamana yayılan bugünler neredeyse geçmek bilmemecesine Einstein' nın şu sözlerini aklıma getirdi: "kızgın bir sobanın üzerinde geçen bir dakika bir saat gibi, güzel bir kadının yanında geçen bir saat bir dakika gibidir" ve benimkisi kızgın bir soba üzerinde oturmaya benziyordu.
Zaman öyle de böylede geçti ve Bandırma' ya yolculuk zamanım geldi.
Gelmeden önce Neşe Ablanlara uğradım. Seni konuştuk. Mutluluğumu paylaştı. Sevim Teyze, Numan Abi dünyaya gelişine hayırlı olsun temennilerini ilettiler. Ki sana yazacağım bu satırlarda daha bir çok arkadaşımdan gelen, senin dünyaya gelişinle ilgili paylaşımları da aktaracağım. (03/11/2006)